Eğitim
Giriş Tarihi : 02-11-2021 18:16   Güncelleme : 02-11-2021 18:16

“Mahremiyet eğitimi aile tarafından verilmelidir.”

"Mahremiyet eğitimi aile tarafından verilmelidir."

“Mahremiyet eğitimi aile tarafından verilmelidir.”

 

Kırıkkale Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Şube Müdürü Muhammet Yılmaz koordinesinde Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) tarafından yapılan çalışma kapsamında çocukların mahremiyet eğitimi konusunda doğru bilgilerle yetiştirilmesi için ailelerin önemli sorumluluklarının olduğu belirtildi.

Konu ile ilgili açıklama yapan Psikolojik Danışman Yavuz Ertekin, “Çocuklarımızı kendine güvenen, öz saygısı ve benlik algıları yüksek bireyler olarak yetiştirmek isterken, onlara mahremiyet eğitimi vermek öncelikli bir konudur. Mahremiyet eğitimi vermek öncelikle ebeveynlerin sorumluluğundadır. Çocuklarımızın değişen bedenlerini tanımaları, olumlu beden algısı yaratabilmeleri ve yaşları ilerledikçe de bedenlerinde oluşacak değişimlere hazır hale getirilmelidir.” dedi.

Sosyal hayatın içinde her bireyin kendi özelini korumaları gerektiğini hatırlatan Ertekin şöyle konuştu:

“Çocukların daha çok kendisinin ve diğer insanların özel hayatının farkına varabilmeleri, sosyal hayatın içinde kendi özel alanını koruyabilmeleri, diğer insanların özeline saygı duyabilmeleri, kendisi ve çevresi arasında sağlıklı sınırlar koyabilmeleri gibi bilgileri güvendiği kaynaklardan alabilmeleri ve yanlış bilgiler edinmemeleri için mahremiyet eğitimi çok önemlidir.

Mahremiyet eğitimi daha kapsamlı bir kavramdır. Cinsel eğitimin içeriğinde çocuğun gelişim süreci, yaşayacağı fiziksel ve duygusal gelişmeler, ailesine soracağı sorular ve özellikle kendi cinselliğini tanımlaması yer alır.  Mahremiyet eğitimi ise, cinsel bilgilere ilave olarak kendisinin ve başkalarının “özelini” fark etmesi, sosyal hayatta kendi özel alanını koruyabilmesi ve doğru şekilde sınırlar koyabilmesi konularını içerir. Cinsel eğitim aile dışında başka kaynaklardan da öğretilebilir ancak mahremiyet eğitimi aile tarafından verilmelidir.”

Ailenin her konuda olduğunu gibi mahremiyet eğitimi konusunda da rol model olması gerektiğini belirten Ertekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahremiyet eğitimine başlama yaşı uzmanlar tarafından iki yaş olarak tavsiye edilmektedir. Çünkü bu yaş çocuğun tuvalet alışkanlığını kazanmaya başladığı ve cinsellikle ilk deneyimlerinin yaşandığı dönemdir. Özellikle bu dönemde çocuklarımıza özel bölge kavramı öğretilmelidir. Çocuğa özel bölgelere başkası tarafından dokunulamayacağı ve kendisinin de başkasının özel bölgelerine dokunmaması gerektiği öğretilmelidir.

Aile bu konuda çocuğa rol model olmalıdır. Daha bebekliğinden itibaren ailesi ve çevresi tarafından özel bölgelerine saygı duyulan bebek, 2 yaş itibariyle bu bölgelerin gizlenmesi gerektiğini öğrenmeye başlar. Bir diğer önemli nokta da çocuklarımızın bezini değiştirirken, krem sürerken veya temizliklerini yaparken çocukların özel bölgelerine fazla sevgi içeren hitaplar ve davranışlar doğru değildir. Bu işlemler olabildiğince hızlı ve oyun haline getirilmeden, fazla baskı uygulanmadan ve şakalaşmadan tamamlanmalıdır.”

Çocuğun mahremiyetine küçük yaşlardan itibaren saygı duyulması gerektiğini hatırlatan Ertekin, “Çocuk üstünü değiştirirken yanında durmamak, kardeşleri ile üç dört yaşından sonra beraber banyo yaptırmamak, çocuğumuzu iç çamaşırı ile yıkamak ve üstünü değiştirirken özel bölgesine çok bakmamak gerekir. Yine tuvalet eğitimi verilirken temizlik anlayışı kazandırılıp, çocuk belli bir yaştan sonra tuvaletini yaparken yalnız bırakılmalıdır. Ancak uzun süreli tuvalette kalmasına ise izin verilmemelidir.” dedi.

İki yaşından itibaren çocukların odasının anne babanın odasından ayrılması gerektiğini aktaran Ertekin şöyle konuştu:

“Çocukların odasının ayrılması da mahremiyet eğitiminde önemli bir noktadır.

Çocuğun korkuları varsa öncelikle korkuyla mücadele edilmesi öğretilip daha sonra odasının ayrılması çocuk için daha iyi ve kolay olacaktır. Birlikte aynı odayı kullanan erkek ve kız kardeşler varsa odaları altı yedi yaşlarından itibaren ayrılmalıdır. Evde yeterince oda yoksa eğer çocukların kıyafetlerini değiştirebileceği ayrı birer alan oluşturulmalıdır. Çocukların odasına girerken kapısı çalınmalı ve müsait olup olmadığı sorulmalıdır. Yine çocuğa anne-babanın odasına girerken kapıyı çalınması ve izin alarak odaya girmesi gerektiği öğretilmeli, çocuk izin almadan  girerse içerde anne babanın giyinebileceği, kapı kapalıysa izin alması gerektiği açıklanmalıdır. Bu şekilde mahremiyet alanına saygı duyulan bir evde büyüyen çocuk bu alışkanlığı daha kolay kazanacaktır. Dört beş yaşlarından itibaren çocuklar, bir gelişim dönemi özelliği olarak çok soru sormaya başlarlar. Çocukların fazlaca soru sorması gayet normal ve onların sağlıklı olduğunun göstergesidir. Bu soruların başında da cinsellikle alakalı sorular gelmektedir. Ebeveyn olarak yapılması gereken, telaşlanmadan ve geciktirmeden onların sorularına yaşlarına, gelişim düzeylerine uygun bir şekilde cevap vermektir.Genellikle her çocuğun sorduğu ‘Ben nasıl oldum, ben dünyaya nasıl geldim’ gibi bir soru sorulduğunda ‘seni leylekler getirdi’ gibi bir cevap verilmesi, ilerleyen zamanda çocuk tarafından doğru olmadığı anlaşılacaktır. Bu durumda çocuk hem anne babaya olan güvenini kaybedecektir, hem de doğru bilgiyi belki  yanlış kaynaktan  arama yoluna gidecektir. Bu yüzden anlaşılır ve çok ayrıntıya girmeden çocuğa cevap verilmelidir. Bu konuda kendinizi yetersiz hissettiğimiz zaman bir uzamandan nasıl konuşacağınız konusunda yardım almaktan çekinmemelisiniz. Yine çocuklara özel bölgelerine bir dokunuş olduğunda bağırma, itiraz etme, çığlık atma ve kaçma refleksinin öğretilmesi gerekir. Ebeveynler çocuğa özel bölgelerine bir dokunuş durumuyla karşılaştığında ‘Hayır de! oradan hemen uzaklaş ve bana anlat, söz veriyorum sana inanacağım’ şeklinde bir açıklamada bulunmalıdırlar.”

Çocukları korumanın toplumsal görev ve sorumluluk olduğuna dikkat çeken Ertekin, “Çocuklarımızla sık sık konuşmalı ve gün içinde neler yaptığını sormalıyız. Anne ve babalar olarak onlara vakit ayırmalı ‘Bugün bana anlatmak istediğin bir şey var mı?’ diye sormalı ve onları dinlemeliyiz.

Tüm çocuklar daha iyi bir dünyayı hak ediyor ve bizler bu dünyayı onlara bırakmalıyız. Unutmayınız, masumiyetin ve sevginin en tarafsız, en içten ve en çok yaşandığı yer, bir çocuk kalbidir. Bu kalbi korumak toplumların en önemli vazifesi olmalıdır.” ifadelerini kullandı..